*** HERŞEY - Blogcu



« Önceki |

20/3/2009

UĞUR IŞILAK VİEOLARI

İZLEMEK İÇİN
BÖLÜM-1

BÖLÜM-2
 
BÖLÜM-3

BÖLÜM-4

BÖLÜM-5

BÖLÜM-6

BÖLÜM-7
 
BÖLÜM-8
 
 videoları indirmek için
 
 
 

20/3/2009

Uğur Işılak (1971)

Uğur Işılak (1971 - .... )<_script /><_script />

Uğur  Işılak (1971 -  .... )

 

15 Kasım 1971 yılında Almanya'nın Neviges şehrinde doğan Işılak, ilk, orta ve lise öğrenimini Almanya'da tamamladıktan sonra Açık Öğretim İktisat Fakültesinde öğrenimine devam etti. Çocukluğunu, Almanya'nın Neviges şehrinde geçiren sanatçı, daha sonra ailesiyle birlikte Gelsenkirchen şehrine taşındı. Henüz çocukluk yıllarında, şiire ve şairlere olan merakı ile sekiz yaşlarında ilk şiirlerini yazmaya başladı. Oniki yaşlarında ağabeyi Abdullah Işılak'tan bağlama çalmayı öğrendi. Bağlamada çalmayı öğrenmekle birlikte, genelde halk edebiyatı normlarında yazdığı şiirlerini, onüç yaşında bestelemeye başladı ve ilk albümünü 1988 yılında dinleyicinin beğenisine sundu. Albümün promosyonuyla beraber Avrupa'nın muhtelif yerlerinde konser verdi.

Kendi kaset çalışmalarını devam ettirmek amacıyla 1990 yılında Almanya'da ses kayıt stüdyosu kurarak aranje ve tonmaisterlik yeteneklerini de geliştirdi. Yaklaşık 15 yıllık profesyonel sanat hayatında, sözü ve müziği kendisine ait olan 250'ye yakın eser ve yüzlerce şiir ortaya koydu. ”Dönen Alçak Olsun” isimli albümünü müzikseverlere sunmak amacıyla Temmuz 1998 yılında Türkiye'ye yerleşen sanatçı, yapım, promosyon ve dağıtım amacıyla “Divan Müzik” şirketini kurdu. 2000 yılında aynı şirkette çıkardığı “Söyleyeceklerim Var” isimli albümüyle sanat dünyasında adından söz ettirmeyi başardı.

Sanatçı, ardından 2001 yılında çıkardığı “Yıldırım Gibi” adlı albümünün promosyonuna paralel olarak 8 hafta “Uğur Işılak'la Ozanca” isimli kendi TV programını sundu. Sanatçı son olarak, 2002 yılında “Ben Ağlarsam Kıyamet Kopar” adlı albümünü piyasaya sürdü.

10/3/2009

BİLİNMEYEN GERÇEKLER

SELİMİYE CAMİİ MİMAR SİNANIN ESERİ
Birkaç yil once, Suleymaniye Camii'nin yikilma tehlikesiyle karsikarsiya kaldigi anlasilmis. Eğer cozum bulunamazsa, koca cami kisa bir zaman içinde yikilacakmis. Caminin tum tasiyici yuku kemerlerindeymis. Bu kemerlerin ortalarğnda bulunan kilit taslari zamanla asinmis.

Ama elde yazili bir proje olmadigi için nasil degistirileceği bilinmiyormus.

Hemen Turkiye'nin en yetkin muhendis ve mimarlarindan olusan bir heyet olusturulmus. Ortaya bir sürü fikir atilmis. Her kafadan bir sesçikmis ama sonuç alinamamis. Tartismalar surerken caminin içinde büyük bir karmasa suruyormus. Ulkenin çesitli bilim kuruluslarindan bir sürü mimar, muhendis kemerleri inceliyormus. Bu adamlardan biri ortalarda dolanirken, kazara, gizli bir bolme bulmus. Bolmede,uzerinde eski yazi olan bir not varmis. Uzmanlara inceletilen kagidin orijinal olduğu belgelenmis.

Bu kagit parcasi bizzat Mimar Sinan'in imzasini tasiyan bir mektupmus. Mektupta yazilanlar tercüme ettirilince ortaya söyle bir metin cikmis. "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit tasi asindi ve nasil degistirilecegini bilmiyorsunuz." Koca Sinan,kademe kademe, kilit tasinin nasil degistirileceğini anlatiyormus.

Bu oyuk içinde yer alan bir sise ve sise içindeki notta soyle bir sey yaziyormus: "Her kim bu tas eskidiğinde yenisiyle degistirmek isterse; eski tasin yerine takilacak yeni kilit tasinin iki tarafindan yagli iple tasi bir taraftan sokup oteki taraftan ceksin ve sonra ipin disarida kalan kisimlarini kessin".

Heyet Sinan'in söylediklerini aynen yapmis. Suleymaniye camisi boylelikle kurtarilmis. Bu mektup su an Topkapi Sarayi'nda saklaniyormus. Mimar Sinan 2 Hem okuyalim hem bilgilenelim.

1950-60 arasi bir tarihte insaat muhendisi, mimar ve jeofizikçilerden Bakanligi'ndan izin alarak ulkemizdeki tarihi yapilari incelemeye baslamis.Ayasofyayi, Yerebatan Sarnicini filan gezdikten sonra sira Sinanin kalfalik eseri Suleymaniye Camisi'yle Sinan'in ogrencisi Mimar Davut Aga'nin eseri Sultanahmet Camisi'ne
gelmis.

Japonlar bu camiler uzerinde gunlerce inceleme yapmislar. Her geçen gun saskinliklari daha da artiyormus. Cunkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevsek bir zemin uzerine insa edildiğini anlamislar.

Ama bunca yil, bu camilerde bir catlak dahi olmamasina akil sir erdirememisler.

Bunun uzerine Tuürkiye programinin gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yogunlasmislar.

Arastirmalarinin sonucunda herhangi bir sarsinti sirasinda bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yikilmaktan kurtulabildiği ortaya çikmis. Minareleri incelediklerinde ise dumurlari ikiye katlanmis. Minarelerin cok daha gelismis bir rayli sistem mekanizmasi uzerine oturtulduğunu ve her yone yaklasik 5
derece yatabildiğini gormusler.

Daha derin arastirma yapmak için Edirne'ye, Sinan'in ustalik eseri Selimiye Camisi'ne gitmisler. Ordaki olaganustu sistemleri gorunce iyice dumur olmuslar. Selimiye'nin tüm sirlarini aylarini harcayarak cozmüsler. Japonya'ya donduklerinde ise Sinan'in sirlarini uygulamaya sokarak sehirlerini Sinan'in kullandigi sistemlerle kurup muazzam gokdelenler dikmisler. Yani su an gelismis ulkelerin gokdelen yapiminda kullanılan cogu sistem, yuzyillar önce Sinan'in gelistirdigi mekanizmalarmis.

Bir gun Selimiye Camii'ne girenler, kubbenin altiğnda bir Japon'un ayaklarini kibleye doğru uzatmis sirtustu yattigini gormusler. Tabii hemen Japon'u, "Burasi kutsal bir yer. Bu sekilde yatmak bizim inanclarimiza gore saygisizliktir. Lutfen oturun veya ayakta durun" diyerek uyarmislar. Ancak, Japon trans vaziyetteymis, gozlerini
kubbeden ayirmadan soyle sayikliyormus: "Bu imkansiz. Ben yillarin muhendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal goruyorum. Bu kubbenin orada o sekilde durmasi fizik ve matematik kurallarina aykiri. Bu imkansiz, orada hicbir sey yok, orada hicbir sey yok..." Selimiye camisisinin zemini gevsek toprakmis. Bu nedenle minarelerinin yakin zamanda yikilacagi farkedilimis. Uluslararasi bir grup bilimadami toplanmislar. Nasil kurtaririz bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermisler. Sonucta en son teknoloji olan metal kelepcelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi cozum olduğuna karar vermisler.

Minarelerin temellerini acinca, koymayi dusundukleri kelepcelerin aynisiyla karsilasmislar. Mimar Sinan bilmem kaç yüzyil once ayni seyi dusunmus megerse.
Mimar Sinan'in Selimiye Camii'nin kubbesini o genisliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana isleminden farkli besinci bir islem yaratarak cozdugu soylenir. Ayrica minarelerin serefelerine cikanlarin yolda birbirlerini gormemeleri ise buyuk bir bir dehanin urunudur. Almanlar ayni sistemi meclislerinin onundeki dev kurede kullanmislar. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre capindaki minarelere yuzyillar once monte edebilecek bir dehadir. Almanlarin dehasi ise, o cirkin metal yiginina Selimiye'den fazla turist cekebilmelerindedir.


FİLM DEĞİL GERÇEK

Bilim kurgu filmi değil, gerçeğin ta kendisi

Teknolojinin vardığı son nokta: Boeing'den ancak bilim kurgu filmlerinde rastlanabilecek bir silah.


Uçak üreticisi Boeing uçan nesneleri gökten indirebilen bir lazer silahı geliştirdi. Şimdiyse bu silah ilk kez başarılı bir şekilde test edildi.

Lazer, her türlü arazide sürülebilen bir Humvee üzerine monte ediliyor ve böylece her an mobil durumda oluyor. İlk testte dağlık bir arazide uçan üç uzaktan kumandalı uçağı tespit ve takip etme, sonunda ise komut üzerine uçağa ateş açma süreçleri başarıyla tamamlandı. Bu aşamaların tümü tam otomatik, yani sadece makinenin kendisi tarafından uygulandı ve hatasız bir şekilde ateş açıldı.

Boeing başkan yardımcısı Gary Fitzmire ABD silahlı kuvvetlerinin yeni teknolojiye büyük ilgi gösterdiğini ve "Laser Avenger" ismindeki sistemin şimdiye kadarki mobil hava savunmasından çok daha gelişmiş olduğunu söyledi: "Laser Avenger geleneksel silahların aksine jet duman izi veya ateşleme belirtisi yaratmaksızın, yerini bildirmeden lazer ışınını gönderebiliyor."

Silah sistemi şu an için uzaktan kumandalı uçaklar gibi küçük nesneleri yok edebiliyor. Fakat Boeing helikopter veya jet gibi büyük nesneleri de vurabilecek gelişmiş bir model üzerinde çalışıyor.

10/3/2009

Google TipJar: Paranız varsa bu siteye girin.

Google TipJar: Paranız varsa bu siteye girin.

Google işi gücü bıraktı, paranızı nasıl koruyacağınızın ve nasıl para kazanacağınızın derdine düştü.


Tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz, Google'ın da olaylara biraz daha farklı bakmasına yol açtı. Normalde ağırlıklı olarak arama, kullanıcı tecrübesi ve var olan hizmetleri geliştirmekle uğraşan Google, bu kez çok farklı bir proje ile ortaya çıktı. Projenin adı "TipJar" ve amacı size nasıl biraz para biriktirebileceğinizi öğretmek.

Herkese açık bir sosyal içerik sitesi olan TipJar, kullanıcıların tasarruf etmek için önerdiği farklı yöntemlerden ibaret. Şimdiye kadar 2000'den fazla kullanıcının kaydolduğu sitede, şu anda 1600'den fazla pratik ipucu yer alıyor.

İlk açıldığı günlerde basit ve herkesin aklına gelebilecek ipuçları yer alırken, kitlesi kalabalıklaştıkça ipuçlarının da kalitesi arttı ve artık gerçekten işe yarayabilecek püf noktalarına rastlamak mümkün.

Eğer siz de nasıl para biriktirebileceğinize dair yöntemler öğrenmek istiyorsanız TipJar'ı ziyaret edebilirsiniz. Ancak sitenin İngilizce olduğunu baştan söyleyelim...

10/3/2009

Sony PS3'ü hiç böyle görmediniz!

Sony PS3'ü hiç böyle görmediniz!

Sony PS3'ü öyle bir hale soktular ki, görenler PlayStation'ı tanımakta güçlük çekiyor...


Bilindiği gibi bazı ürünler, benzer alternatiflerinden sıyrılabilmek için farklı tasarıma bürünürler. Örneğin bilgisayar kasaları genel olarak özellikle tasarımlarıyla birbirinden ayrıştırılabildiğinden modifiye kasaların sayısı da bu bağlamda her geçen gün biraz daha artıyor.

Bu haberimizde yer vereceğimiz modifiye ürün ise bir bilgisayar kasası değil. Resimde gördüğünüz tuhaf ötesi görüntünün Sony'nin dünyaca ünlü PlayStation 3 oyun konsoluna ait olduğunu biliyor muydunuz? GivinTats isimli bir model, farklı bir tasarım oluşturarak Sony PlayStation 3'e çok farklı bir çehre kazandırmayı başarmış; ancak akıllarda bir soru işareti bırakmayı da ihmal etmemiş: Böylesi tuhaf, daha açık olmak gerekirse, çirkin görünümlü bir PS3'ü kim evine sokmak ister ki?

GivenTats da herhalde 'Zevkler ve renkler tartışılmaz' prensibinden yola çıkarak böyle bir konseptle PS3 severlerin karşısına çıkmış. Bu ilginç PS3 tasarımını daha yakından incelemek için galeri sayfalarımıza göz atabilirsiniz.




OYUN OYNAYAN ERKEN ÖLÜR

Hükümetten "oyun öldürür" kampanyası!

Oyunları hedef alan sert açıklamalara mutlaka rastlamışsınızdır. Ama bu iddia sanki biraz abartılı.


Bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerinde çok ciddi yan etkilerinin bulunduğunu öne süren araştırmaların sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Bu dalganın son halkası da İngiliz hükümetinin başlattığı bir kampanya oldu.

Change4Life adını taşıyan bir kampanyaya önderlik eden İngiliz hükümetine göre oyuncuların ömrü diğer insanlara nazaran daha kısa. Diğer bir deyişle, oyunlarla fazla haşır neşir olan insanlar, oyunlarla pek bir alakası bulunmayan diğer insanlarla karşılaştırıldığında daha genç yaşta hayatlarını kaybediyor.

Bu reklam kampanyasına göre, özellikle televizyonun karşısına geçen genç yaştaki bireylerde bazı ciddi kalp rahatsızlıkları görülüyor ve bu da erken ölümleri beraberinde getiriyor.

Ne diyelim; biz de söyleyenin yalancısıyız...


2009@WebTasaRıM İletişim için msn adresim freen_00@hotmail.com ***** ** isa **